Kırım: Avrupa’nın Yeni Stratejisi

Screenshot 2016-03-24 14.30.57
Ukrayna’da başlayan “Maidan”  protestolarının kontrolden çıkmasıyla arda arda yaşanan olaylar ülkeyi dünya gündeminin merkezine konumlandırdı. Avrupa’nın birçok ülkesi tarafından yasadışı olarak kabul edilen referandum sonucu Kırım % 95’lik oran ile Rusya Federasyonu’nun yeni eyaleti haline geldi. Bu gelişmeye itiraz eden Ukrayna’nın geçici cumhurbaşkanı Turçinov ve başbakan A.Yatsenuk BM Güvenlik Konseyine bir itiraz notası gönderdi. 20 Mart tarihinde Güvenlik Konseyinde konuşma yapan Arseniy Yatsenuk Ukrayna’nın başına gelenlerin Rusya tarafından önceden planlanan bir provokasyon olduğunu, oylamanın geçersiz olduğunu dile getirdi. Ayrıca bununla da yetinmeyen devlet başkanı, Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vitaliy Çurkin’i milliyetçilikle itham etti.

22 Mart tarihinde BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’la bir araya gelen A.Yatsenuk “Ukrayna’nın yapılan referandum sonuçlarını tanımadığını ve dünyanın bu haksızlığa en kısa zamanda gerekli cevabı vereceğini ifade etti”. Ban Ki Moon ise Ukrayna hükümetini Brüksel’de AB ile imzalanan yeni ticaret anlaşması nedeniyle tebrik etti. Bu gelişmelerin ardından cumhurbaşkanı A.Turçinov BM Genel Sekreterine sunduğu projede Kırım problemini yasal çerçevede ve diplomasi yoluyla halletmesi için özel bir komisyon kurulması yönünde tekliflerini ileri sürdü. Teklifi destekleyen ABD ve İngiltere krizin en kısa zamanda sulh yolu ile nihayete erdirilmesi için her türlü desteği vereceklerini açıkladılar.

Ukrayna’nın içinde cereyan eden bu olaylara karşın, BM’de büyük baskı altında kalan Vitaliy Çurkin, konseyin toplantısında “Moskova’nın yaşanan olaylarla bir ilgisi olmadığını ve kendi ülkesinin bağımsız oylama sonucu Kırım’ı ve bölge halkını kendi himayesi altına aldığı” açıklamasında bulundu. Aynı zamanda Moskova’nın geçici Ukrayna hükümetini tanımaktan imtina etmesi ve cereyan eden anarşi ve kaosu kendisine bir tehlike olarak görmesi taraflar arasındaki diplomatik hamleleri zayıflatmaktadır. Muhalefet liderlerinin Rusya’yı tehdit eden açıklamalarda bulunması ise gerginliği artırıyor. Olanların aksine Rusya cumhurbaşkanı Vladimir Putin ise Kırım’da ve Sevastopol’da Rus askerinin bulunduğu iddialarını provokasyon olarak nitelendirdi. Bunun da sebebini devlet başkanı geçici hükümetin içinde olan ve kimliği belirsiz olan “Özgürlük” partisi yanlıları ile bağlantılı olduğunu söyledi. “Özgürlük” partisi ve onun yanlıları 2012 yılında resmi olarak Avrupa Parlamentosu tarafından ırkçı, antisemitist ve milletçi bir hareket olarak görülmüş ve tüm Avrupa ülkelerini (Ukrayna dâhil) bu hareketle her hangi bir işbirliğinde bulunmamaları için ikaz etmişti.

Kırım’ın Rus nüfusunun geçici hükümete itibar etmemesi üzerine A.Yatsenuk krizin sonlanması durumunda eski Cumhurbaşkanlığı sisteminin Kırım’a iade edileceğini, ülke parlamentosunda temsilci sayısının artırılacağına dair vaatlerde bulundu. Tüm olanlara rağmen Ukrayna’nın yeni hükümeti Avrupa’ya entegrasyon politikasından dönmeyeceğini beyan etmektedir. Diğer tarafta ise Rusya oylamanın uluslulararası hukuklara aykırı olmadığını ve % 65 oranında Rus nüfusunun yaşadığı Kırım’ı tam olarak yasal bir şekilde ilhak ettiğini iddia etmektedir.

16 Mart tarihinde Kırım’da yapılan oylamada % 95 “evet” oyuyla bölge Rusya Federasyonu’nun sonuncu eyaleti ilan edildi. Onun hemen sonrasında 18 Mart’ta cumhurbaşkanı Vladimir Putin kararı tasdik eden anlaşmayı imzalamış, 21 Martta Rusya Dumas’ında oylamadan geçmiş ve Oleg Belaventsev Rusya cumhurbaşkanının Kırım bölgesindeki temsilcisi olarak yeni görevine atanmıştı.

YAZAR: FUAD T. ŞAHBAZOV

BOGAP