Rusya: SSCB’nin Dağılmasından 20 Yıl Sonra

Görev süresinin bittiği son günlerde, Dışişleri Bakanı Hillary Clinton yaptığı son konuşmada Amerika’nın dünyada “Avrasya İttifakı” adı altında ikinci bir Sovyet Cumhuriyetinin doğuşuna asla izin vermeyeceğini kesin olarak vurguladı. Amerika’nın “Avrasya İttifakı” projesine neden bu kadar sert tepki verdiğini anlamak hiç de zor değil aslında. “Avrasya İttifakı” dünyanın ikinci güç merkezine dönüşerek başta ABD olmak üzere birçok Batı devletini de tehdit edecek olan bir oluşumdur.

SSCB’nin dağılmasının üzerinden 20 yıl geçmesine rağmen, hayaletinin hala dünya haritasında dolaştığı ve kapitalist rejimlerin korkulu kâbusuna dönüştüğü apaçık ortadadır.

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği 1922’de yeni devlet olarak meydana gelmiş ve 70 yıl boyunca dünyanın gelmiş-geçmiş en büyük imparatorluğu olarak tarihe geçmişti. Alman faşizmi ve Japon militarizmi üzerindeki eşsiz zaferi ile SSCB dünyanın ikinci güç merkezi olmayı başarmıştı (ABD ile birlikte). O devirde SSCB’nin katkısıyla dünyada Yalta-Potsdam sistemi kurulmuş ki, bu sistem bu gün de varlığını koruyarak dünyada yenidünya savaşının çıkmasını büyük ölçüde engellemiştir.

Sovyet Cumhuriyetinin çöküşü, ister ekonomik isterse de jeopolitik açıdan olsun dünyada büyük karışıklıklara yol açmıştır. Bunu Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin de defalarca gazetecilere verdiği demeçlerde dile getirmiştir. Devlet Başkanının bu duyurusu ile ülke vatandaşlarının %55 aynı fikirde. Levada Center’in yaptığı son açıklamalarda Rusya dışında yaşayan vatandaşlar yeni Sovyet Cumhuriyetinin kurulmasına itiraz etmediklerini de iddia etmiştir.

Asıl soru, sistemin kuruluşundan 70 yıl sonra ortaya çıktı: SSCB çökmeliydi mi yoksa onu bir şekilde saplandığı bataklıktan çıkarmak mümkün müydü? Günümüz Rusya Federasyonunun ekonomisi eskisi kadar güçlü değil. Zira SSCB ekonomisi ile kıyaslandığında şimdiki Rusya çok zayıf ve daha hassas ekonomiye sahip bulunmaktadır. Sosyalizm sisteminin kendi içinde barındırdığı adaletli sistemi günümüzün ekonomi devlerinden olan Çin modelinde görmek hiçte zor değildir. Aynı sistemin 80 yılların başından SSCB’deki “Perestroyka” adı verilen reformlarla modern hale getirmek çabaları sonuç vermedi. Çünkü ülkeyi yöneten hâkim tabaka birden bire “Anti-Sovyet” görüşleri ile çalkalanmaya başlamıştı. Ayrıca artık ülkeyi emperyalist Joseph Stalin değil de, Kruşçev veya Gorbaçov gibi insanlar yönetiyordu. Afganistan savaşı, büyük ekonomik kriz ve havaya savrulan paralar ülkeyi hem ekonomik hem de siyasi olarak yıpratmıştı. 1991’in aralık ayına gelindiğinde artık SSCB gibi bir yapı dünya haritasında yer almıyordu.

Günümüzde ise yıkılan bu idari yapının Putin tarafından daha farklı bir şekilde hayata geçirilmek istendiğine tanık oluyoruz. Bu gün Vladimir Putin “SSCB’yi yeniden istiyoruz, ama eski SSCB’yi olduğu gibi değil daha iyi ve mükemmel şekilde kuracağız” demektedir.

Orijinal yazı için tıkla

FUAD T. ŞAHBAZOV
AFASAM ARAŞTIRMACISI 

Bir cavab yazın

Sizin e-poçt ünvanınız dərc edilməyəcəkdir.