Suriye Krizi ve Türkiye – Rusya İlişkileri

Photo: RIA NOVOSTISon aylarda Rusya – Türkiye ilişkileri o kadar gergin bir hâl aldı ki, Rusya cumhurbaşkanı Vladimir Putin’in Türkiye’ye olan ziyareti Kasım ayından, Aralık ayına çekildi. İlişkilerin bu kadar gerginleşmesinin en önemli sebeplerinden biri Türkiye hükümetinin Rusya’ya karşı sert tavır almasıydı.

İktidarda bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 30 Eylül toplantısında Başbakan Erdoğan, Rusya’nın Suriye’deki kanlı iç savaşa destek verdiği için “Tarihin hiç bir zaman affetmeyeceği” devletler arasında olduğunu açıkladı. Bu konuşmadan sonra Türk Hava Kuvvetlerine ait uçaklar Moskova’dan Şam’a giden yolcu uçağını Esenboğa Havaalanına indirdiler. Milli İstihbarat Teşkilatı, uçakta Şam’a giden yasadışı silahların olduğunu iddia ederek arama yaptı ve sonuçta uçaktaki kolilere el koydu. Uçağın bu şekilde indirilmesi Moskova’nın sert tepkisine sebep oldu.

Bütün bu olanların asıl sebebini Ankara’nın Suriye krizine uygulanan dış politikasında ve ABD – Suudi Arabistan – Türkiye siyasi yakınlaşmasında aramak gerekir.

Ankara, Suriye’ye yaptığı siyasi müdahelede Beşar Essad rejiminin çok kısa zamanda düşeceğine inansa da, mevcut rejime sadakatini koruyan ordu kendini iyi şekilde savunmaya devam ediyor. Muhalefet kuvvetlerine yaptığı etkin yardımlarıyla Erdoğan hükümeti, savaş sonrası Suriye’de bütün ekonomik ve siyasi krizleri halledeceğini umuyordu. Fakat Rusya’nın Suriye krizindeki sert pozisyonu bu ülkeye dış müdaheleyi imkansız kılmaya devam ediyor.

Türkiye’nin Rusya’yı ikna etme girişimleri şu ana kadar hiçbir sonuç vermedi. Hatta Türkiye’nin Esad’ın yerine iktidara Rusya’nın da destekleyeceği bir figürün getirilmesi teklifi de sonuç vermedi. Bu teklifin sonuç vermemesine şaşırmamalıyız, çünkü teklif kabul edildiği takdirde Rusya BM’deki pozisyonundan ödün vererek Esad’ın arkasından tüm desteğini  geri çekmiş durumda olacaktır.

Ayrıca Suriye krizine müdahale etmekle Türkiye kendine yeni bir problem yaratmış bulunuyor. Bu problem Türkiye sınırlarında gün geçtikçe artan mülteci kamplarıdır. Kampların sayının artması sınırlardaki gerginliğin artmasına sebep olmaktadır. Bununla da bitmeyen problemlere bir de PKK’lı teröristlerin sınırdaki eylemleri eklenince bu krizin büyük bir bataklık olduğu kesinleşiyor.

Suriye’nin Kuzeydoğu topraklarında güçlenmeyi hedef alan PKK buradan Türkiye’nin ulusal güvenliğine büyük tehlike oluşturmaktadır. Aynı zamanda Kürt eylemciler bu arazide bağımsız Kürt muhtariyetini kurmak hayallerini de dile getirmişlerdir. Bu senaryo hayata geçtiği takdirde, Kürt muhtariyeti Türkiye’deki Kürtleri kışkırtmaya devam edecekdir.

Türk hükümetinin Suriye politikasıyla ilgili geçirdiği sorguda, ülke ahalisinin %80’nin bu politikayı desteklemediği ortaya çıkmış ve bu da AK Parti’nin özellikle de Başbakan Erdoğan’ın ülke içindeki popülerliğini kaybetmesine sebep olmuştur.

Suriye’ye dair durumun böyle sonuçlanması, 2014 yılı içerisinde başkan adayı olacak Erdoğan için iyi bir haber sayılamaz. Bunu anlayan Ankara, Şam ile olası silahlı çatışmaya girmemek için özel bir titizlikle krizi halletmeye çalışıyor olsa da, sınırdaki son olaylar ve ölen sivil vatandaşların durumu Ankara’yı savaşın eşiğine getirmeye devam ediyor. Savaş başladığı takdirde Türkiye Orta Doğu’da son 10 yılda elde ettiği tesirini ve gücünü yitireceğinin farkında. Ülke içindeki vatandaşların “Suriye ile savaşa hayır” sloganlarını dile getirdiği bir zamanda, NATO “Türkiye’ye askeri destek” konusunda karar vereceğini dile getirmektedir.

Bütün bu olanlar, bölgenin iki en güçlü ve büyük devleti arasındakı ilişkilerin kötüye gitmesini daha da hızlandırıyor. Son 10 yılda Türkiye – Rusya ilişkilerinde kaydedilen ekonomik,siyasi ve medeni ilişkiler en üst düzeyde gelişmeye devam ederken Batı ülkelerinin ani müdahelesi ilişkilerin ters yönde gelişmesine sebep olmuştur.

Orijinal makale için tıklayın

FUAD T. ŞAHBAZOV
AFASAM ARAŞTIRMACISI 

Bir cavab yazın

Sizin e-poçt ünvanınız dərc edilməyəcəkdir.